Vivir dos veces (Live Twice, Love Once)

Filmin Adı: Vivir dos veces (Live Twice, Love Once)

Maria Ripoll‘ün yönettiği baş rollerinde Oscar Martínez ve Inma Cuesta‘nın yer aldığı 2019 yılı İspanyol filmi.

Filmin Valencia‘da geçmesi ve bir kaç kez oraya gittiğim için tanıdık yerleri görmekte hoş oldu. Özellikle filmin bir sahnesinde aile yemeğinde Paella yemeleri ve benim bu yemeği beğenmemden dolayı aklıma düşmüş olması filmin en kötü yönü 🙂

👉Anıları bırakıp filme dönelim.

Öncelikle bir yakınınız alzheimer hastasıysa filmde kendinizden çok şey bulabilirsiniz.

Filmin başlangıç sahnesi.

Filmden önce kısaca Alzheimerdan bahsetmek doğru olacaktır. Alzheimer hastaları yeni bilgileri kolaylıkla öğrenemezler. Hafızaları yeniden eskiye doğru yıkılmaya yani unutmaya başlar. Bu yüzden de eski olayları daha iyi hatırlar, yeni şeyleri hatırlayamazlar.

Film; işte bütün bu süreci komedi ve dram unsurlarını oldukça yerinde harmanlayarak anlatıyor. Bir yandan da teknolojik gelişmelerle birlikte insan ilişkilerinin, aile yapılarının evrildiği yönü başarılı bir şekilde irdeliyor.

Film emekliye ayrılmış bir matematik profesörünün (Emilio) alzheimer belirtileri göstermesiyle beraber iç dünyasına içsel çatışmalarla hapsettiği ve hatırlamamaya çalıştığı ilk aşkını, kızı ve yürüme engelli torunu ile arama macerasını anlatıyor.

Torunuyla beraber yolda kaldıkları sahne.

Filmde oyunculuk ve mekan seçimleri gayet iyi. Yönetmen Akdeniz coğrafyasını sonuna kadar kullanmış. Zeytin ağaçları, portakal bahçeleri, beyaz örtüler…

Filmin en güçlü yanı kötü oyunculuk olmaması. Emilio’yu (yaşlı matematikçi) oynayan Oscar Martinez ve Blanca’yı oynayan çocuk oyuncu Mafalda Carbonell çok çok iyiler. Dede torunun çok sempatik sahneleri vardı. Dramatik sahnelerde de ağdalı bir anlatıma kaçılmamış.

❌Filmi en iyi şu cümle ile anlatabilirim; yıllarca unutmak istediğiniz birisi, alzheimer nedeniyle onu unutacağınızı öğrenince unutmamak istediğiniz şeye dönüşür.

❌Şu replik filmin ana noktasını oluşturuyor:

“En merak edilen neydi aşklarda. Acaba o da beni sevdi mi?, Unuttu mu beni? bilmek yetiyormuş demek.”

❌Film şu sorulara cevap aramayı sorguluyor:

  • Her şeyi unutacağımızı biliyorsak eğer en son neyi unutmak isterdiniz?
  • Hiç söyleyemediğimiz, hiç konuşamadığımız o kişiye (ilk aşkınıza) gider miydiniz?
  • Hiçbir zaman unutmadığınız için son kez görmek isteyeceğiniz kişi kim olurdu?

Ailecek bir film izlemek isteyenlerin kaçırmaması gerektiğini düşünüyorum.

Filmin psikolojik arka planını görmek için filmden önce “Zeigarnik etkisi” kavramını bilmenizde fayda var. Onun için https://kisiselbasari.com/bilimsel-aciklama-yarim-kalan-asklar-neden-unutulmaz.html adresindeki yazıyı okumanızı öneriyorum.

— spoiler içerir—

Emilio’nun kızı babasının ölen annesinin anılarına ihanet ettiğini düşünerek ilk başta babasının ilk aşkını aramak istemez. Babası ona aşk ve sevgi üzerinden felsefi bir açıklama yapar. Ayrıca Emilio’nun kızı eşi tarafından aldatılmaktadır. Bildiği bu durumla yüzleşmek istemez. Emilio kızının eşi koçluk yapmaktadır. Kişisel gelişim eleştirisini komik sahneler eşliğinde filmde bulabilirsiniz. Ancak adamın hemşireyi ikna etme sahnesi kişisel gelişimin ne olabileceğini de etkili bir şekilde gösteriyor.

Filmde Emilio’nun pi sayısı üzerinden ilk aşkını tanımladığı cümlelere dikkat etmenizi öneriyorum.

Filmin sonu bence 5-6 dakika önce şarkı sahnesinde bitmeliydi. Çünkü o sahile ilk aşkıyla gidip gitmeme tercihini izleyiciye bırakmalıydı.

Bonus: Filmin başındaki ve sonunda şarkıyı çok beğendim. Şarkı linki aşağıda.



Bir Cevap Yazın

Ahmet YILDIZ'ı Sosyal Medyada Takip Edebilirsiniz