fbpx

“ÖĞRETMENİM ÖNEMLİSİN” BUNA İNAN

Bir eğitimde öğretmenlere konuşuyorum; “Bilimsel çalışmalar; eğitimde başarı için fiziki mekan, müfredat, çocuğun hazır bulunuşluğu, velinin sosyo-ekonomik yapısı önemli. Ancak araştırmalar en önemlisinin öğretmen olduğunu gösteriyor.”

Herkes isyan; “Hep öğretmen diyorlar, sistemde sıkıntı var, çocuklar problemli, aileler ilgisiz, okulun fiziki imkanları kötü… “ dediler.

Acaba şöyle mi deseydim: “Eğitimde aile çok önemli, çocuğun hazırbulunuşluğu, okulun fiziki imkânı en önemlileri. Sistem çok iyi kurgulanmalı. Öğretmen ise en önemsiz faktör. Hatta etkileri çok az. “ İtiraz edenler itirazları ile bunu söylemek istiyor aslında, ancak farkında değiller. Ben onlara güzel bir şeyler söylediğimi düşünüyordum. Üstelik ben diğerleri önemsiz de demedim.

Ayrıca öğretmenin önemli olduğunu yapılan bilimsel araştırmalar söylüyor, ben değil. Sankilerimiz, hislerimiz bilimin önüne geçtiğinde düşüncelerimizi doğru olarak algılamaya başlıyoruz. O zaman bizim doğrularımızı en doğru kabul ediyoruz. Ancak bizim doğrumuz, bize göre problem olan durum olmayabilir problem hiç olmayabilir.

Ama aynı arkadaşlara “Eğitim yönetiminde yapılan bilimsel çalışmalara göre kurum müdürü okulun vizyonu ve geleceği için en önemli faktör.” Diye konuştuğumda ise itiraz eden olmadı. Orada sayıca müdürler çok olsaydı belki de itiraz ederlerdi.

İsterseniz Bu Önemin Bilimsel Arka Planına Bakalım.

Etkili okul ve okul verimliliği üzerine araştırmalarıyla bilinen Prof. Dr. Ali Balcı “Etkili Okul” kitabında eğitimde bir nitelikten bahsedilecekse öğrenci ve öğretmenin en önemli etken olduğunu şu cümlelerle açıklıyor: “Araştırma bulgularına göre okulda etkili öğretimi sağlayan temel etkenler öğretmen ve öğrencidir. Sanılanın aksine sınıf büyüklüğü ve benzeri diğer fiziksel imkanlar öğretimin niteliğinin gerçekleştirilmesinde ikinci derecede kalmaktadır.”

Bela H.Bcnalhy ise “Öğrencilerde yaşantı çeşitlerini sağlama bakımından sınıftaki en önemli kişi öğretmendir. Bir sınıfta süregelen şeylerin çoğu doğrudan veya dolaylı olarak öğretmenle ilgilidir.” diyerek öğretmenin önemini bir kez daha vurguluyor.

Tabiki öğretmenin eğitimde önemli olması ona toplumsal ve devlet açısından verilen önemle de ilgilidir. Bu aşamada BM Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü UNUSCO’nun “Küresel Eğitim İzleme Raporu” (GEM Raporu)na bakıyoruz. Raporda Finlandiya’nın ve Güney Kore’nin eğitimdeki başarısından bahsedilirken en önemli unsur olarak öğretmen ve öğretmenin niteliğine vurgu yapılıyor. Örneğin Finlandiya’da bütün öğretmenler en az master derecelerine sahip ve üniversitelerin başarısı en yüksek %10’luk dilimdeki bölümlerinden seçiliyorlar. Öğretmenler, sağlanan maddi ve manevi desteklerle toplum gözünde statüsü en yüksek mesleklerden birisini yapıyor.  Güney Kore’de de durum çok farklı değil. Örneğin Güney Korede 15 yıl deneyimli bir ortaokul öğretmeni, GSMH’den kişi başına düşen tutarın yüzde 195’i kadar gelir elde ediyor. (OECD ortalaması: yüzde 124). Güney Kore’de öğretmenler ayrıca birçok OECD ülkesine göre, ders vermeye daha az zaman ayırıp, eğitim planlaması ile ilgili yönetsel görevlere daha çok konsantre oluyorlar. Yani az ders veriyor ama vereceği derse hazırlık, kendini yetiştirme, derse hazırlıklı girme konularına gerçekten kafa yoruyorlar.

ÖĞRETMEN ROLÜNÜ YENİDEN DÜŞÜNMELİ

Öğretmen olmak sadece youtube kanalı olmak demek değildir. Nasıl yani? Youtube’de birçok öğretmen uzaktan eğitim veriyor. Mevcut bilgileri sözel veya görsel yolla çocuğu aktarıyor. Bir nevi dolu bardaktan boş bardağa su doldurmak gibi. Ancak öğretmenlik özellikle günümüz dünyasında çok farklı. Artık bilginin öneminin sorgulandığı bir çağda yaşıyoruz. Bilgi aktarılmaya çalışılan bardaklar kırık olabilir, üstü kapalı olabilir, çatlak olabilir, küçük olabilir yada çok büyük olabilir. Öyleyse bilgi aktarımından daha önemli bir şeyler var.

BİLGİ AKTARIMI NE KADAR ÖNEMLİ?

İnsanlık tarihi günümüz dijital çağında olduğu kadar çok bilgi bolluğu yaşamadı. İnternetin ortaya çıkmasıyla beraber dünyanın en önemli bilgileri üstelik binlerce yıldır biriktirilen bilgiler insanoğlunun parmaklarının ucunda. Kendi kendine yardım kitapları, podcast’ler, makaleler, videolar, kurslar, seminerler ve daha fazla bilgi kaynağı ile çevrelenmiş bir dünyadayız. Öyleyse burada sorulması gereken asıl soru “Bu kadar bilgi bolluğunda ve bilgiye ulaşımın bu kadar kolay olduğu bir dönemde neden her çocuk başarılı olamıyor ya da neden çocuklarımız dünyada söz sahibi olacak çalışmalara imza atamıyor?” İşte bu sorunun cevabı öğretmenin rolünü ortaya koyacak öneme sahip. Şu artık kabul edilmeli; Bilgi değil bilgeliğin önemli olduğu bir çağdayız. Öyleyse öğretmen bilgiyi aktaran değil bilgelik ile çocuğu tanıştıran kişi olmak zorundadır. Amerikalı yazar ve biyokimyacı Isaac Asimov bilgi ve bilgelik arasındaki farkı şöyle anlatıyor; “Şu anda hayatın en üzücü yönü bilimin bilgiyi toplumun topladığı bilgiden daha hızlı toplaması.” Karışık oldu biraz. Açalım;

Bilgiyi Zaman Zaman Bilgelik ile Bilgeliği ise Bilgi İle Karıştırıyoruz. Fark Nedir?

  • Bilgi potansiyel güçtür. Okuma, dinleme, konuşma yoluyla edinilen birikimdir. Kalemi bilmek, harfleri tanımak, yazım kurallarını bilmek bir bilgidir.
  • Bilgelik ise uygulamalı bir bilgidir. Buna en basit anlamda deneyim yada beceri diyebiliriz. Kalemin ne olduğunu bilerek, harfleri tanıyarak ve yazım kurallarını bilerek ortaya çok güzel bir öykü koymak, duygulara dokunan bir şiir yazabilmek bilgeliktir.
  • Bilgi herkese verilebilir, kolayca ulaşılabilir bir şeydir. Fakat bilgelik yaşananlardan alınan derslerle, öğrenilen bilgiyi hayata uygulayarak kazanılır. Yani isteyen herkes bilgiye ulaşabilir ancak bilgelik okulun dışında da yaşananları içine alarak aranmadan birden ortaya çıkanlardır.
  • Bilgi, bilgeliğin yolunu açan bir anahtar ancak bilgelik insanın iç dünyasıyla kurduğu etkileşimin bir ürünüdür.  Bilgi bir aracıdır. Bilgelik ise bir hazine.
  • Bilgi çok şey bilmeyi sağlayarak bir gurur kaynağı olurken bilgelik bilmediğinin en azından adlandıramadığının olduğunu da düşünerek alçak gönüllüğü içinde barındırır.
  • Bilgi kesinliğin olduğu anlarda kullanışlıdır. Bilgelik ise belirsizliğin olduğu anlarda yararlı sonuçlar üretir. Örneğin ortada bir pasta ve onu paylaşacak iki karnı tok ama bir karnı aç olan üç kişi var. Bunlara pastayı nasıl dağıtırsınız? dediğimizde “bilgi” pastayı eşit olarak üçe bölmeliyiz der. “Bilgelik” ise aç olana pastadan daha fazla vermeyi doğru bulur. Eğer üç kişi bilge ise bunda bir adaletsizlikte görmez.

O Zaman Soru Şu: Öğretmenler Olarak Bilgi Denizinden Bilgelik Hazinesini Nasıl Keşfedeceğiz?

Bunun için dünya düşünce tarihine bakmak gerekiyor. Bu çok uzun konu. Sadece Konfüçyüs’ün şu üçlü sistemi bile önemli bir başlangıç olabilecektir;

“Üç yöntemle bilgeliği öğrenebiliriz:

İlk olarak, en asil olan yansıtma;

İkincisi, en kolay olan taklit olarak;

Üçüncüsü ise, en acı olan deneyim. ”

Hayatımız büyük bir yarışın içinde. Çocuklarda hızlı yaşıyor. Oynamaya, Kendileriyle kalmaya tıpkı yetişkinler gibi zamanları yok.

Bu nedenle belkide ilk yapılması gereken yavaşlamak ve belkide durmayı başarmaktır. İşte o zaman bilgiler üzerinde düşünecek fırsat yakalanılacak ve o bilgi hayata taşınabilecek. Kitap sitelerinde çok satan kitapları almak için birbirimizle yarışıyoruz. Youtubede ki bilgi içerikli videoları hemen izliyoruz, yeni belgeseller karşısında heyecanla saatler harcıyoruz ancak topladığımız bu bilgiyi hayatımıza yansıtamıyoruz. Bu hızlı ve stresli hayatta okumuyor bakıyoruz, dinlemiyor duyuyoruz, görmüyor izliyoruz.

ÇOCUKLARIMIZ ZİHİNSEL OBEZ:

Her yer sağlıksız ürünler sunan fastfoodlar ile doldu. Son günlerde obezite konusu çok popüler. Her yer diyet önerisiyle dolu. Diyet ve beslenme kitapları çok satıyor. Gazeteler özel ekler veriyor. Canan Karatay hanım bir fenomen artık. 

Yine her yer bilgi dolu.  Büyük bir bilgi bombardımanı denizinin tam ortasındayız. Öğretmen ve MEB olarak müfredat önceliğimiz. Aile olarak çocuklarımızın diğer çocuklardan daha fazla şey bilmesini istiyoruz. Bunun için bir atlet misali hep hazırlık içindeyiz. Çocuklarımıza bilgi obezitesi yaşatıyoruz. Çocuklarımızın fiziksel obezitesi bizi tedirginleştirirken bilgi obezi olan çocuklarımız bizi mutlu ediyor.

Bilgi Obezliği Fiziksel Obezite İle Benzerlik Gösteriyor:

  • Fiziksel obezler nasıl rahat hareket edemiyorsa bilgi obezi olan çocuklarda o bilgiler ile nasıl hareket edebileceklerini ve hayatlarına nasıl uyarlayabileceklerini bilemiyorlar.
  • Fiziksel obezler hep sağlıksız beslenmek isterken bilgi obzeleride gereksiz, önemsiz bilgileri önemseyerek beyinlerinin sesini kesmeyi istiyorlar. Twitter, instagram belkide bu ihtiyacı karşılıyor.
  • Fiziksel obezler sağlıklı beslenmeye dönüp bir diyet programı uygulamaları gerekiyorsa bilgi obezleride doğru bilgiyi, doğru oranda seçmeyi bilmeli, hayatına uygulayabilmeli.
  • Fiziksel obezler tükettikleri sağlıksız yemekleri tüketirken nasıl mutlu olamıyorlarsa bilgi obezleride tükettikleri bilgiden memnun olmayabiliyorlar.

Öğretmen olarak önemliyiz. Tabiki bunun için öncelikle rolümüzü yeniden zihnimizde şekillendirmeliyiz. Şu anda zihinlerimizde mevcut öğretmen şemasına göre geleceği kurgulayamayacağız bir gerçek. Çocuklarımıza öğrettiğimiz bilgi onlara deneyim olarak dönebilirse, alçak gönüllülüğü onların hayatlarının bir parçası haline getirebilirsek, sınıfı değil hayatın tamamını öğretim ortamı olarak düşünebilirsek, bilgili değil bilge çocuklar yetiştirmeyi amacımız olarak görebilirsek, bir ders saatinin içinde 10 dakikadan fazla öğretmenler konuşmuyorsa bir çok çocuğun hayatına dokunmuş olacağız.  

Eski Yunan filozofu Socrates’in dediği gibi “Tek gerçek bilgelik, hiçbir şey bilmediğini bilmektir.”

Öğretmen olmalıyız, bilgili ile donanmış ama o bilgiyi bilgeliğe dönüştürebilmiş öğretmen olmalıyız. Bütün bilgili insanlar akıllı değildir. Ancak bütün bilge insanlar bilgili, mütevazi ve fedakardır.

Yazının başındaki cümlelere dönersek “Önemliyiz arkadaşlar. Önemli olmasaydık olmamıza gerek kalmazdı. Önemli olma düşüncesi çok güzel bir düşüncedir.”

Önce kendimizin sonra her kesimin bu önemi anlaması dileklerimle. Nokta.

Tüm Sosyal Medyada @ayildizpdr olarak takip edebilirsiniz.

instagram / twitter / facebook


1 Yorum

  • Cemile ÇELiK YANIK

    Yazarımız öğretmen, öğrenci,aile,kşişel gelişim,müfredat,eğitim ortamları ile ilgili önemli noktalara değinmiş.Okuyup düşünmeli, kendimizi değerlendirmeliyz.Bu konuda geç kalmamalıyız.

Bir Cevap Yazın

Stresli Bir Dünyada

Mutlu Çocuk Yetiştirmek

Sorular çocuklardan önce doğar, onlardan daha hızlı büyürler.
Doğmadan önce: “Bu dünyaya çocuk getirilir mi?”
Doğduktan sonra: “ İyi bir anne/baba olabilecek miyim?”
Büyüyünce: “Ben nerede yanlış yaptım?”
DETAYLAR
close-link
%d blogcu bunu beğendi: