Evde kaldığımız bu günlerde okumak için daha fazla zaman buluyorum. Okumalarım sorasında yabancı bir sitede “öğrenme kaybı” kavramı karşıma çıktı. Ayrıca Milli Eğitim Bakanı sayın Ziya Selçuk’ta uzaktan eğitimi sürecinden bahsederken bazı konuşmalarında öğrenme kaybını önlemek istediklerinden bahsediyordu. Bende “Nedir bu öğrenme kaybı?” sorusunun peşine düşeyim dedim. Bu kadar çok kullanılan kavram hakkında konuşacaksak bir şeyler bilmemiz gerekiyor değil mi?

Öğrenme kaybı birçok yazıda “öğrencilerin okula en son okudukları sınıfta elde etikleri akademik başarıdan daha düşük bilgi ve beceriyle döndükleri seviyedir” şeklinde tanımlanmaktadır. Bana göre ise öğrenme kaybı, çocuğun öğrendiği bilgi ve beceriyi kullanmadığı veya yeterli uygulama imkânı bulamadığı zamanlarda ortaya çıkan bir unutma olayıdır. Yani çocuk, tatil veya başka bir nedenden dolayı okuldan uzun süre ayrı kaldıktan sonra okula geri döndüğünde, okuldan en son ayrıldığı günkü bilgi ve beceriyle donanımlı olarak okula yeniden başlamaz. Bundan dolayı çocukların uzun okul ayrılıklarından sonra okullarına döndüklerinde akademik başarıları düşer.

Öğrenme kaybı üzerine yapılan araştırmalar göre;

  • Çocuklar yaz tatili sürecinde bir aya eşdeğer bir öğrenme kaybı yaşar
  • Çocuklar okulda kazandıkları matematik bilgi ve becerisinin % 25-50’sini kaybettiği düşünülmektedir.
  • Yaz aylarında çocuklar 2 aylık okuma sürecini kaybeder. Yani 2 ay geriye dönerler.
  • Bu öğrenme kaybını giderebilmek için ya da en aza indirebilmek için ise okulun 6 haftalık bir süreç içinde önceki sınıfa ait içerikler için zaman harcaması gerekmektedir.
Öğrenme kaybı, öğrencilerin okula en son okudukları sınıfta elde etikleri akademik başarıdan daha düşük bilgi ve beceriyle döndükleri seviyedir”.

Gelelim Covid-19 Günlerimize

Koronavirüs nedeniyle dünyanın büyük bölümünde okullara uzun süre ara verildi. Çin 4 ay aradan sonra okullarını büyük önlemler ile açmaya başlıyor. Almanya ise normalleşme sürecinin adımlarını planlayarak uygulamaya başladı. Ülkemizde de gerekli tedbirleri alarak bir rahatlama dönemi planlaması yapmaktadır. Her ne olursa olsun ülkemiz özelinde çocuklarımız ortalama 2 aydır okula gitmiyorlar. Ülkemizde okulların, hazırlanan normalleşme/rahatlama planına göre Ağustos ayının ortalarında açılacağını düşünürsek ortalama 6 ayık bir zaman diliminde çocuklarımız okullarından uzak olacak demektir. Bu yaz tatilinin nerdeyse 3 katı bir zaman demektir. Buda yaz öğrenme kaybı kavramının yanında artık hayatımıza “Covid-19 öğrenme kaybı” girecek demektir. Hangi kavramla açıklarsak açıklayalım okulsuz geçen uzun süre çocuklar ve eğitimciler için gelecekte yeni önlemler almayı zorunlu kılıyor.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), EBAtv ve EBAweb üzerinden çocuklara ve ailelerine uzaktan eğitim hizmeti veriyor. Uzaktan eğitimin dünyada en başarılı örneklerinden birisini ülkemiz sergiliyor. Ancak uzaktan eğitimin etkililiği konusunda elimizde yeterli veri yok. Çocuklarımızın ne kadarı bu imkândan faydalanıyor. Yine çocuklarımızın uzaktan eğitim sürecinde hedeflenen bilgi ve becerilerini ne düzeyde edindiklerin bilemiyoruz. Uzaktan eğitimin ölçme aşamasında sorunlar yaşandığı bir gerçek. Ancak bu sorunlara rağmen gelecek için önemli bir adım.

Öğrenme Kaybı Çocuğun Yaşadığı Sosyoekonomik ve Kültürel Ortamdan Etkileniyor

Öğrenme kaybındaki sosyoekonomik etki musluk teorisi olarak isimlendirilen bir kavram ile açıklanıyor. Bu teori en basit haliyle şöyle çalışıyor; Okulların açık olduğu dönemlerde eğitim imkanları tüm çocuklara açıktır. Yani musluk her çocuk için açıktır. Çocuk kütüphaneye gidebilir, eğitim materyallerine, bilgisayara ve internete ulaşabilir. Öğretmenine ve arkadaşlarına sorular sorabilir. Ancak tatil dönemlerinde açık olan musluk kapanır. Çocuğun okulun sunduğu eğitim imkanlarına ulaşması okulda olduğu dönemdeki kadar kolay olmaz. Burada devreye ailenin ve çevrenin sunduğu imkanlar girer. Evinde kitap olan, etrafa boyama malzemeleri bulunan, her akşam çocuğuyla nitelikli zaman geçiren ebeveyne sahip olan çocuklar olmayan çocuklara göre avantajlı hale gelir. Covid-19 dönemindeki uzaktan eğitim faaliyetlerini bunu uyarladığımızda, evinde interneti olmayan, tv izleme imkânı bulamayan çocuklar Covid-19 öğrenme kaybından daha yüksek oranda etkilenmektedir demek yanlış olmayacaktır.

Birinci Sınıf Çocukları Bu Sürecin En Çok Etkileneni Olacak

Yazma çalışmalarına, tekrara ve kas becerisinin gerekli olduğu birinci sınıf çocukları öğrenme kaybını en çok yaşayanlar olacaktır. Yukardaki istatistiklere dönersek. Şöyle yazmıştık yukarıda; “Yaz aylarında çocuklar 2 aylık okuma sürecini kaybeder. Yani 2 ay geriye dönerler.” Buda demek oluyor ki bir sonraki yıl okula başlayacak olan çocuklar eğer gerekli desteği alamazlarsa ikinci sınıfa başladıklarında birinci sınıfın birinci döneminin bilgi ve becerisine sahip olacaklar. Tabi ki ailelerin sosyoekonomik düzeylerini eşit olarak düşünürsek. Buda çok mümkün olamayacağına göre ikinci sınıfta belki de birinci sınıf öğrencileri ile karşı karşıya gelecek öğretmenlerimiz. İşte bu sürece hazırlık önemli.

Sağlık Her şeyden Önemli

Çocuklarımızın sağlığı tabi ki her şeyden önemli. Onların sağlıklı ve mutlu bireyler olması eğitimin ana hedefi. Okuma yazma öğrenmesi sonraki bir amaç. Ancak bir şeylerde yapmak gerekir ki çocukların geleceğinin bu süreçlerden en az etkilenmesini sağlayalım.

Öğrenme kaybının en aza indirilebilmesi için en büyük sorumluluk hiç kuşkusuz ebeveynlere düşmektedir. Öğretmenlerin yönlendirici rolü azımsanmayacak düzeydedir. Ancak bunu ev ortamında uygulayacak kişiler ebeveynlerdir. Aslında korona süreci öğretmen, ebeveyn ve okul rollerindeki değişimleri de gözümüze sokması açısından da önemli. Yıllarca bu değişimin var olmadığına inandık ya da inanmak istedik. Ancak Covid-19 bu rol değişimini görmemize neden oldu.

Covid-19 Nedeniyle Öğrenme Kaybını Azaltmak İçin Ebeveynler Neler Yapabilir?

1. Kitaplar Öğrenme Kaybının En Önemli Engelleyicisidir

Öğrenme kaybı üzerine yapılan araştırmalar tatil sürecinde 4 ila 5 kitap okumanın okulda olmaya benzer olumlu bir etki yaptığını göstermektedir. Jonathan Kelley ve Joanna Sikora tarafından yapılan “42 Ülkede Bilimsel Kültür ve Akademik Performans” araştırması sonucu da bu görüşü destekler nitelikte. Bu araştırmaya göre çocuğun okul başarısı evdeki kitap sayısıyla doğru orantılı olarak artıyor. Yani bir evde ne kadar çok kitap varsa, çocuğun başarılı olma eğilimi o derece yüksek oluyor. Araştırmaya göre evinde kitap olmayan öğretmen, doktor, mühendisin çocuğu evinde kitap olan işçi çocuğundan akademik olarak daha düşük performans gösterebiliyor.

Çocuklarımıza bol kitap okutalım bunu zorla değil sevdirerek yapabilmeliyiz. Çocuklarınızın her gün okumaya en az 15-30 dakika ayırmalarını destekleyelim. Bugünlerde çocukların okumak için daha fazla zamanları var. Bu da okuma becerilerini korumak ve güçlendirmek için harika bir fırsat. Bu fırsatı değerlendirebilmek için onların ilgi alanına giren kitaplar seçmelerine imkân tanımalıyız. Okudukları kitaplar konusunda onlarla konuşmalıyız. Okumayı bir ödev değil hayatının rutini, eğlencesi olarak görmelerini sağlayabilmeliyiz. En önemlisi örnek olalım. Çocuklar dediklerimizi değil yaptıklarımızı modeller. Burada Psikanalizin kurucu Freud’un babasının ona kitap okumayı sevdirme yöntemini anlatmak istiyorum. Freud’un babası ona ve kız kardeşine resimli renkli kitaplar verirmiş ve bu kitapları yırtmalarını istermiş. Kitapları çocuklarımıza zor, korkunç, ceza olarak göstermemekle başlayabiliriz.

Bunların dışında;

  • İlinizde bulunan kütüphaneye çocuğunuzu götürebilirsiniz. (Korona sürecinde bunu sanal kütüphane gezisi olarak yapabilirsiniz)
  • Parkta, bahçede kısaca her zaman her yerde yanınızda kitap olsun. (Korona sürecinde evin içinde kitap okunacak bölümler oluşturabilirsiniz.)
  • Sabahları ve akşamları çocuğunuza en sevdiği kitaplardan bölümler okuyabilir burada yazanlar konusunda kısa konuşmalar yapabilirsiniz.
  • Çocuğunuzun ne kadar okuma yaptığını izlemek için takviminizde bir çetele tutabilirsiniz. Kitabı veya kitaptaki bölümleri her bitirdiğinde ona ödül verebilirsiniz.
  • Kitap okumaları sonrasında anlama çalışmaları yapılabilir. Bunun için kitapçılarda örnek kitapçıklar bulabilirsiniz.

2. Fiziksel egzersizler sağlığın yanında bilgiyi de korur

Çocuklar tatil dönemlerinde sadece akademik olarak değil fiziksel olarak da gerileme yaşayabilir. Çünkü yaz aylarında spor kurslarına gidemeyen evde hareketsiz bir şekilde zaman geçiren çocukların sağlıkları bu süreçten olumsuz etkilenebilir. Fiziksel sağlığın, egzersizin beyni güçlendirdiği öğrenmeyi desteklediği birçok araştırmada ortaya konmaktadır. Covid-19 nedeniyle evde olmasaydık çocuğunuzu bir takım sporuna yazdırın, yüzmeye verin, uzun yürüyüşlere çıkın, açık havada oynasınlar diyecektim. Ancak hepimiz evdeyiz. En çokta çocuklar. Öyleyse çocukların ev içinde egzersiz yapması için günlük rutinlerinde düzenlemeler yapmakla başlanmalı. Günün belirli saatlerinde youtubedeki çocuklara yönelik egzersizleri yapmaları sağlanabilir. Veya cep telefonuna kurulacak egzersiz uygulamaları bu konuda size ve çocuğunuza yol gösterecektir.

3. Teknoloji Tüketiminden Teknolojiden Faydalanmaya Geçilmeli

Teknoloji öğrenme kaybına karşı en büyük silahımız olabilir. Bunun için, teknolojiyi tüken kişi olmaktan uzaklaşarak ondan faydalanacak kişiye geçiş yaparak başlayabiliriz. “Nedir teknoloji tüketicisi?” Örneğin bilgisayarda sürekli çocuğumuz gelişim sürecine katkı sunmayan oyunlar oynuyorsa teknolojiyi tüketiyor demektir. Bu fastfood gıda tüketmeye benzer. Zevk verir ama sağlığa faydası yok denecek kadar azdır. Güzel bir lokantaya gidip sulu yemek yiyerek hem doyabilir hem de sağlığınızı koruyabilirsiniz. Çocuklarımızın da bilgisayarda veya cep telefonunda EBAweb’i aktif kullanmasını destekleyerek, eğitici oyunlar oynamasını sağlayarak teknoloji tüketicisi olmaktan teknoloji faydalanıcısı olmasına geçiş yapmasını sağlayabiliriz. Web sitelerinde veya cep uygulama marketlerinde birçok faydalı ders içeriğine ücretsiz ulaşabilirsiniz. Ayrıca çocuğunuza bir eğitim uygulamasında ondan daha yüksek puan alacağınızı söyleyerek meydan okuyabilirsiniz. Size bir eğitim uygulamasını anlatmasını isteyebilirsiniz.

4. Yaratıcı Olmak Okul Başarısını Destekliyor

Yaratıcı çocuklar akademik olarak daha üst seviyede başarı göstermektedir. Araştırmalar, yaratıcı faaliyetlerin üst düzey düşünme ve beceri gelişimini artırarak akademik ve duygusal başarıyı desteklediğini göstermektedir. Çünkü yaratıcılık beynin hem sağ lobunu hem de sol lobunun etkin kullanılmasını gerektiren bir süreçtir. Bu nedenle çocukların evde yaratıcılığını destekleyen etkinlikler öğrenme kaybını azaltabilir. Örneğin; çocuğunuzun yazı yazmasını sağlayarak hayallerini kâğıda dökmesini destekleyebilirsiniz. Evde müzik, resim, seramik, oyun hamuru gibi yaratıcılık gerektiren sanat etkinlikleri yapmasını sağlayacak ortamı oluşturabilirsiniz. Yine evdeki materyalleri inceleyerek onlar hakkında hayal kurmasını sağlayabilirsiniz. Örneğin mutfaktaki kaşığı konuşturmasını söyleyebilirsiniz. Ayakkabısının ondan neler çektiğini anlatmasını isteyebilirsiniz. Hem eğlenceli olacak hem de yaratıcılığı desteklenmiş olacak.

5. Aile Olarak Öğrenme Sürecine Dahil Olun

Evde yemekleri sürekli siz yapsaydınız ne hissedersiniz? Herkes eğleniyor siz çalışıyorsunuz diye düşünmez miydiniz? Şimdi bu olaya çocuk açısından bakalım. Evde sadece siz öğreniyorsunuz. Diğer aile üyeleri tv ve bilgisayar karşısında. Evet bu şartlarda öğrenmek hem zor hem de adil değil. Öyleyse bütün aile olarak öğrenmeye dahil olmalısınız. Ayrıca çocukla zaman geçirmek çocuğun benlik saygısını güçlendir, öğrenmeyi eğlenceli hale getirir ve stresi azaltır. Yani çocuğun etkili öğrenmesi için gerekli tüm şartları destekler. Bu arada unutmadan, en önemlisi de aile bağlarını güçlendirir. Mutlu bir aile ortamı oluşur.  Peki ebeveynler olarak neler yapabilirsiniz? Örneğin Scrabble, mangala, hedef 5 gibi zekâ ve masa oyunları oynayabilirsiniz. Eğitici tv programları ve belgeselleri beraber izleyebilir sonrasında izledikleriniz hakkında konuşabilirsiniz. Evde beraber yemek yapabilirsiniz. Beraber bir hikâye yazabilirsiniz. Aile karantina günlüğü tutmakta iyi bir fikirdir.

6. Okul Müfredatının Desteklemediği İlgi Alanlarını Ortaya Çıkarın

Merak öğrenmenin itici gücüdür. Okul, çocuğun kişisel merakını çoğu zaman desteklememekte. Çünkü okulun kendi standart müfredatı vardır ve o müfredata göre eğitim verilir. Son yıllarda kişiselleştirilmiş eğitim konusu gündemde olsa da ne kadar gerçekleştirilebildiği bir soru işareti. İşte okulların kapalı olduğu dönemler çocukların kişisel merakının desteklenebileceği bulunmaz fırsat anlarıdı. Çocuk astronomiye mi ilgi duyuyor, taş toplamayı mı seviyor, kısa film mi çekmek istiyor, antik tarihe mi meraklı şimdi bu ilgileri desteklenebilir.

7. Gönüllü Faaliyetler Özgüveni Destekler

Özgüveni yüksek olan çocukların akademik başarıları daha yüksektir. Çünkü kendilerine güvenirler, başarılı olacaklarına inanırlar. Gönüllü faaliyetler çocuklara bir şeyler başarma imkânı sunduğu için önemli akademik destekleyicilerindendir. Ayrıca çocuk başka canlıların hayatına olumlu katkı sunacağı için mutlu olacak hayattan zevk alacaktır. Bunun için dev organizasyonlara gönüllü olmakta gerekmez. Çocuğunuzun evinizin hemen yakınındaki kedileri beslemesini sağlayabilirsiniz, internette bir blok açmasını destekleyerek insanların tabiat, hayvan, ağaç gibi konularda farkındalık kazanması için yazılar yazmasını sağlayabilirsiniz. Karantina bittiğinde ise parkları temizleyebilir, sahildeki atıkları toplayabilirsiniz. Burada önemli olan istediği ve zevk alacağı gönüllüğü kendisinin seçmesidir.

8. Öğrenme Kaybı En Fazla Matematikte Meydana Geliyor

Öğrenme kaybı üzerine yapılan araştırmalar ortak bir konuda buluşmaktadır: Matematikte öğrenme kaybı okumaya göre daha fazladır. Bunda çocukların tatillerde matematiğe zaman ayırmaması önemli bir etken. Bu nedenle çocuklar tarafından çok eğlenceli görünmese bile her gün 3-4 matematik problemi çözmeleri edindikleri matematik becerisinin kaybolmasını engelleyebilir. Problem çözmeyi günlük rutinin bir parçası haline getirmeleri sağlanabilir. Yine tatil döneminde çözebilmesi için bir matematik tatil kitabı alarak çözmesi için motive edilebilir. Anlamadığı soruların video çözümleri izlenebilir. Beraber evde matematik eğlence etkinlikleri düzenlenebilir.

9. Dil Bilgisini Desteklemek Önemli

Çocuğunuzun bir önceki sınıfa kadar edindiği dil bilgisi kavramlarını gözden geçirebilmesi için haftalık dilbilgisi tekrar günleri planlayabilirsiniz. Türk toplumu olarak dilbilgisi konusunda çok iyi olmadığımız bir gerçek. Ancak temel dilbilgisi konularını bilmek çocukların akademik hayatta ve sınavlarda başarılı olmalarını sağlayacaktır. Dilbilgisini geliştirmek için okumanın yanında çocukların yazmaları sağlanabilir. Sonra yazdıkları üzerinden yaptıkları dilbilgisi hataları onlara anlatılabilir. Ya da ebeveynler olarak sizler kısa yazılar yazarak onlara verebilir ve hatalarınızı bulmalarını isteyebilirsiniz. Burada önemli olan bu uğraşın ceza değil eğlence olarak görülmesini sağlayabilmektir.

Öğrenme kaybını gidermek için eğlenmeyi unutmayın, tatili ve eğlenmeyi ikinci plana asla atmayın.

Mutluluklar.

Ahmet YILDIZ

Sosyal Medyada Takip Edebilirsiniz:
– https://twitter.com/ayildizpdr

– https://www.instagram.com/ayildizpdr/
– https://www.facebook.com/ayildizpdr

Yazımızı beğendiyseniz yorum yazabilir ve aşağıda yer alan sosyal paylaşım ikonları ile paylaşarak daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayabilirsiniz.



Bir Cevap Yazın

Ahmet YILDIZ'ı Sosyal Medyada Takip Edebilirsiniz