Korona Sonrası Eğitimi Planlamak

Dijital Eğitimin Pedagojisi Serisi 6:

2020-2021 öğretim yılında eğitimimizi neler bekliyor? Bir değişim var mı? Varsa değişim için eğitim kurumları hangi önlemleri almalı? Yeni yazımda bu konuyu anlatmaya çalıştım.

Covid-19 salgını konusunda tüm dünya ülkeleri ikinci bir dalgayı bekliyor. Hâlbuki Covid-19 salgını toplumların yüzyıllardır var olan kurumlarında ve işleyen yapılarında dalgalanmaya neden oldu bile. Bu kurumlardan hiç kuşkusuz en önemlisi eğitim sistemi olmuştur. Çünkü eğitimdeki bir değişiklik ülkenin tamamını yani milyonları ilgilendirmektedir.

2019-2020 öğretim yılının büyük bölümünü uzaktan eğitim ile tamamladık. Ülke olarak uzaktan eğitim konusunda hem teknolojik hemde zihinsel olarak bir devrim gerçekleştirdik. Öğretmenler aniden gelişen bu sürece hızla ayak uydurmakla kalmadı öğrencileriyle iletişimi daime açık tuttular. Ancak son dönemde konuştuğum öğretmenler uzaktan eğitimin ilk dönemdeki kadar etkili olmadığından, öğrenci ve ebeveynlerin ilk günlerdeki motivasyonlarını kaybettiklerinden bahsediyor. Öğrenciler ve ebeveynler ile görüşmelerimde ise ilk dönemde EBAtv’nin aktif olarak izlendiğini ancak son dönemde sadece EBA web’deki canlı derslere katıldıklarını belirttiler. Yani uygulanan uzaktan eğitim ister istemez çözülmesi gereken bazı sorunları da beraberinde getirdi.

Öyle görünüyor ki 2020-2021 öğretim yılı çok kolay bir yıl olmayacak. Çünkü çocuklarımızın büyük çoğunluğu uzaktan eğitime ulaşamamanın verdiği öğrenme eksikliği ile yeni öğretim yılına başlayacak. Telafi eğitimleri bu eksikliğin giderilmesini sağlayacak mı? Bu cevabı net olmayan bir soru. Çocukların altı ayda alması gereken eğitimi 3 haftada verebilmek çok mümkün görünmüyor. Ayrıca 2020-2021 öğretim yılında hibret bir yapı ile tanışabileceğimizi düşünüyorum. Yani yüz yüze eğitim ile uzaktan eğitimin birlikte işlediği bir sistem ile öğretmen, öğrenci ve ebeveynler tanışacak.

2020-2021 öğretim yılının nasıl olacağına yönelik bir belirsizlik var. Çünkü salgının yönünün nasıl olacağı büyük ve kontrol edilmesi zor bir mekanizmanın tepkilerine bağlı, yani toplumun. Öyleyse eğitimciler olarak bu belirsizlik denizinde yüze bilmek için hazır olmamız çok önemli görünüyor.

2020-2021 öğretim yılında hibrit eğitim için nelere dikkat etmeliyiz? Eğitim gerçekleştiricileri olarak önümüzdeki yıla hazırlık için nelere dikkat etmeliyiz?  Bunlardan bahsedelim.

1. Uzaktan eğitim ve yüz yüze eğitimin müfredat yapısı oluşturulmalı.

Uzaktan eğitim sürecinin yaşadığı en önemli sorunlardan bir tanesi uzaktan eğitim içeriği ile yüz yüze eğitim içeriğinin bir bütün halinde tasarlanmamış olmasıdır. Evde yapılacak bir uygulamayı içine alamayan uzaktan eğitim ekran karşısında durmanın ötesine geçemeyecektir. Ondan dolayıdır ki evlerinde EBAtv’de dersleri izleyen çocuklar ve öğrenme ortamları oluşturan ebeveynler ilk günlerdeki motivasyonlarını kaybettiler. Google Classroom, Zoom, YouTube, e-posta, telegram whatsapp, EBAweb, EBA canlı ders gibi eğitim teknolojileri ile yeni tanışan birçok kişi teknolojiyi bilememenin verdiği korkudan kaynaklı olarak kendini yetersiz gördü. Bu kişilerin ilk ihtiyacı hiç kuşkusuz bunu başarabileceklerine olan kendilerine olan inancı yeniden kazanmaları olmalıdır.

Dünyanın uzaktan eğitim konusunda yaptığı en büyük hata teknolojinin tek başına çocuklarda öğrenme isteğini artıracağı ve bilgiyi kabul edecekleri oldu. Bu nedenle uzaktan eğitim sürecine odaklanırken yüz yüze eğitimin temelini oluşturan eğitim müfredatı veya sarmal yapısı dikkate alınmadı. Yeni öğretim yılında bu husus dikkate alınarak yüz yüze eğitim ile uzaktan eğitim arasındaki ilişki kurulmalı, tamamlayıcılar ve destekleyiciler planlanmalı. Bunları planlarken de şu sorular sorulmalı:

  • Uzaktan eğitimde en iyi yapılanlar nelerdi?
  • Uzaktan eğitimde en kötü yapılanlar nelerdi?
  • Yüz yüze eğitimde en iyi neleri yapıyorduk?
  • Yüz yüze eğitimde en kötü neleri yapıyorduk?
  • Yüz yüze eğitimin en kötüleri karşısında uzaktan eğitimden nasıl faydalanılabilir?
  • Uzaktan eğitimin en kötüleri karşısında yüz yüze eğitimden nasıl faydalanılabilir?
  • Eş zamanlı ve eşzamanız öğrenme yapısı nasıl olmalı?
  • Esnek ve yapılandırılmış öğrenme yapıları nerede, ne zaman ve hangi sistemler üzerinde kurulmalı?
  • EBAweb ve EBAtv arasında işbirliği nasıl sağlanır?
  • Çocukların tek başına veya arkadaşlarıyla, ebeveynleriyle yapabilecekleri etkinlikler neler olmalıdır? Bu etkinlikler müfredattaki hangi konuyu/kazanımı desteklemektedir?

2. Uzaktan eğitim iyi bir sınıf gibi tasarlanmalıdır.

Uzaktan eğitim konusunda etkili bir dijital eğitim ortamının neler gerektiğini öğrenmek için çocuklarla konuşmak yeterli olacaktır. Onlar bizlere çok şey anlatacaklardır. Çocuklar uzaktan eğitim konusunda şunların olmasını istiyor:

  • Çocuklar iş birliğinin daha çok olduğu, arkadaşlarıyla ve öğretmenleriyle eşzamanlı etkileşimde bulunabilecekleri bir uzaktan eğitim yapısı istiyorlar.
  • Çocuklar daha fazla etkileşim istiyorlar. Etkileşim uzaktan eğitim teknolojisi sayesinde çok zor değil. Oyunlar, web tabanlı simülasyonlar, etkileşimli videolar, zoom gibi platformların imkan verdiği grup çalışma odaları uzaktan eğitimde etkileşimi destekleyebilir.
  • Kişiselleştirilmiş öğrenme istiyorlar. Yani her bireyin öğrenme hızı ve öğrenme yapısı birbirinden farklıdır. Eğitim teknolojisinin getirdiği en önemli yeniliklerinden birisi kişisel öğrenmeye imkan sağlamasıdır. Kişiselleştirilmiş yani çocuğun ilgi ve yeteneklerine uygun ödevler, araştırma konuları, belgesel hazırlamaları, uygulama geliştirmeleri gibi destekleyici öğrenme planlamaları yapılabilir.
  • Uzaktan eğitim sosyal hayattan uzakta olmamalı. Gerçek hayattaki sorunları çözmeye ve düşünmeye yönelik daha zorlayıcı proje ve faaliyetler bu konuda destekleyici olacaktır.

3. Öğretmenler uzaktan eğitim yeterlilikleri ile donatılmalı.

Salgın sonrası oluşan yeni değişime en hızlı ayak uyduran kitle hiç kuşkusuz öğretmenler oldu. Birçok öğretmen çok hızlı bir şekilde uzaktan eğitim teknolojisinde başlangıç seviyesinde yeterliliği edindi. Buda öğretmenlerin yüz yüze eğitim ile uzaktan eğitimi entegre bir şekilde kullanabilme yeterliliğine sahip olduğunu göstermektedir. Ancak yine de teknoloji konusunda sorunlar yaşayan, değişimi isteseler bile nasıl ve nereden başlamaları gerektiğini bilemeyen öğretmenlerde var. Eğitim teknolojisi ve yüz yüze öğretimin ortak yönleri olmakla birlikte eğitim teknolojisi ile öğretmenin apayrı sistemi, pedagojisi, tarzı, kuralları, yöntemi vardır. Öğretmenlerin yaptığı en büyük hata yüz yüze öğretim stratejilerinin uzaktan eğitimde de kullanılması ve tamamının bu sistem üzerinde işe yarayacağının düşünülmesidir. Yani buzdolabında ders anlatmak iyi bir girişim ancak eğitim teknolojisisin dünyasında yetersizliğin bir göstergesidir.

Bu notada öğretmenlerin dijital eğitim pedagojisi açısından aşağıdaki yeterliliklerle donatılması gerekmektedir:

  • Uzaktan öğretim sürecinde ihtiyaç duyulan öğrenme yöntemini, araç ve web uygulamalarını belirleyebilmek ve seçebilmek becerisi.
  • Öğretmenlerin uzaktan eğitim sürecinde sanal ortamı bir nevi sınıflarını nasıl yönetebileceklerini bilmeli ve uygulayabilmeli.
  • Uzaktan eğitimde ölçme değerlendirme, eğitim sürecinde geribildirim alma, anlık iletişim geliştirebilme, kolaylaştırıcı olabilme konusunda beceri ve bilgi kazanmalılar.
  • Uzaktan eğitimde öz disiplini düşük, dersi dinleyen ancak anlayamayan çocukların varlığı da dikkate alınarak özel eğitim uzaktan eğitim yapısı oluşturabilmeli. Dijitalin oluşturacağı problemler karşısında çözümler üretebilen, destek sunabilen rehberlik sistemi kurgulanmalı.
  • Ekran görüntüleri, videolar, çevrimiçi sunular, animasyonlar, simülasyonlar konusunda yeterlilik düzeyi kazanmalı ve bunları uzaktan eğitim sırasında ve sonrasında nerede, ne zaman ve nasıl kullanacağını planlayabilmesi gerekir.
  • Sınıfına veya kişiye özgü öğrenme materyalleri hazırlayabilme konusunda beceri kazanmalı.
  • Uzaktan eğitimin sadece çocukların beynine bilgi aktarımı süreci olmadığı bilmeli. Aynı zamanda bilgiyi ortaya çıkaran ve kullanılmasını sağlayan akıl yürütme, açık uçlu sorular üzerinde düşünme, problem çözme gibi üst biliş stratejilerini aktif ve etkili kullanabilmeli.
  • Uzaktan eğitim sırasında kullanılamayacağı konusunda yanlış algı olan işbirlikçi öğrenme, tartışmalar, akran eğitimi sistemlerinin dijital dünyada kullanımı konusunda bilgi ve beceri kazanmalılar.
  • Öğretmenlik öğrenci ile duygusal bağ kurmak, onlara rehberlik yapabilmek demektir. Bu bakımdan öğrenciler çevrimiçi bir öğrenme topluluğunun üyesi olduğunu hissedebilmelidir. Bu durumu yüz yüze eğitimde çocuğun kendisini sınıfın bir üyesi olarak kabul etmesi olarak düşünebilirsiniz. Çevrimiçi öğrenme topluluklarının kendine göre kuralları vardır. Öğretmenler bir öğrenme hareketini nasıl oluşturacakları konusunda dijital sosyal psikoloji bilgisi ile de donatılması faydalı olacaktır.

4. Öğrenciler uzaktan eğitim yeterlilikleri ile donatılmalı.

Çocuklar telefon, tablet, bilgisayar gibi teknolojik araçları iyi kullanıyor olabilirler. Ancak bu onların uzaktan eğitim konusunda yeterli oldukları anlamına gelmez. Çocuklarla konuştuğumda dijital araçlarla ilişkilerinin daha çok oyun merkezli olduğu bu oyunlarında daha çok online oyunlar olduğunu görüyorum. Biz yetişkinler onların klavyeye hakim olmasını, discord kullanabilmesini “vay be ne kadar çok biliyor.” olarak düşünebiliriz. Bilgisayar karşısında online oyun oynamak ile uzaktan eğitim almak arasında benzerlikler olabilir ancak aralarında çok büyük farklarda bulunmaktadır. Bu konunun detayına girmeden kısaca şunu söyleyebilirim; uzaktan eğitimin faydalı olmasın istiyorsak çocuklarımızın iyi bir çevrimiçi öğrenci olmasına yardımcı olmalıyız. Bu seferde karşımıza başka bir soru geliyor çevrimiçi öğrenciler hangi yeterliliklere sahip olmalı:

  • Öncelikle eğitim teknolojilerinin temel bileşenleri olan klavye kullanma, canlı derse katılabilme, e-posta alma ve gönderme, şifreleri yönetme stratejisi, öğrenme merkezli web kullanabilme, bulut dosya yönetimi gibi konularda bilgi ve becerilere sahip olmaları gerekiyor.
  • Çevrimiçi öğrenci tıpkı yüz yüze eğitim alan çocuğun sahip olması gerektiği gibi zaman yönetimi, sabırlı olmak, dikkati bir noktada toplayabilmek, öğrenmeye öğrenmek, öz düzenleme, güvenli arkadaşlık, dijital vatandaşlık gibi öğrenmede önemli etkiye sahip olan kişisel beceriler edinmeli.

5. Aileler için uzaktan eğitim yeterlilikleri ile donatılmalı

Salgın sonrası başlanan uzaktan eğitim ebeveynlerin sorumluluğunu iki kat artırdı. Ebeveynler bu süreçte Millî Eğitim Bakanlığının en büyük destekçisi oldu. Tabiki ebeveynler kendi yeterlilikleri ölçüsünde bunu gerçekleştirebildi. Bu nedenle ülke genlinde uzaktan eğitimin en büyük sorunu her evde aynı etkiyi sağlayamamasıdır. Bu yüz yüze eğitimde de imkânsız ancak bu fark yüz yüze eğitimde daha az olmaktadır. Örneğin her çocuk okula gelip sınıfa giriyor ve bir öğretmen ona dersi anlatıyor. Ancak uzaktan eğitim sürecinde evinde bilgisayarı hatta televizyonu olmayan yada televizyonu olsa bile uzaktan eğitime önem vermeyen bir ebeveynden dolayı o saatlerde başka programların izlenmesi olmadık bir şey değil. Bu nedenle uzaktan eğitimin en önemli destekçisi veya engelleyicisi olan ebeveynlerinde bazı yeterliliklerle donatılması kaçınılmazdır. Çünkü özellikle temel eğitim seviyesinde uzaktan eğitim saatlerini takip edecek, ders sırasında tv’deki dizi veya programı kapatarak EBAtv’yi açacak, evde sessizlik sağlayacak, canlı ders için planlama yapacak, ders planlamasını takip edecek kişi yani uzaktan eğitim rutinini oluşturacak kişiler ebeveyndir. Ebeveynin hemen yanında olmayan bir uzaktan eğitim reyting almayan bir dizi gibi olacaktır. Birgün patron fişi çekecektir. Ülkemizde açık öğretim tv vardı ancak kapatıldı. Nedeni ne olabilir?

Ayrıca ebeveynlerin dijital becerilerinin olmaması uzaktan eğitim sırasında karşılarına çıkacak en ufak teknolojik aksaklık karşısında bocalamalarına, sistemin gereksiz olduğunu düşünmelerine ve birçok emeğin boşa gitmesine neden olacaktır.

Bu kapsamda ebeveynlere yönelik olarak şunlar yapılabilir:

  • Ebeveynler ile iletişim kurulacak hızlı ve etkili iletişim kanalları oluşturulmalı. Bilişim teknolojileri öğretmenlerinden oluşacak il geneli bölgesel teknoloji danışma hatları atılacak ilk adım olabilir. Ancak tek adım da bu olmamalı.
  • Eğitim kurumları ebeveynlere, bakıcılara temel dijital yeterlilikler, iletişim kanallarını etkili kullanabilme, çocukların öğrenme sürecinin değerlendirilmesi, uzaktan eğitim sırasında oluşacak sorunlara çözüm üretebilme becerisi gibi konularda sosyal, akademik ve teknik bilgilendirme sunulmalı. Bunun için atölye çalışmaları etkili olacaktır.
  • Ebeveynler için çeşitli kılavuzlar, rehber videolar, kısa ve özlü görseller hazırlanmalı. Bunlar ebeveynlere ulaştırılabilmeli. Ebeveynlere ulaşabilmek için yine dijital eğitim araçlarından faydalanılabilir.

6. Eğitim teknolojileri önerileri kütüphanesi oluşturulmalı

Uzaktan eğitim sürecinde öğretmenler güvenilir eğitim araçlarının neler olduğu konusunda bocalamalar yaşadı. Dünyada yüzlerce belki de binlerce eğitim aracı var. Bunları kullanmaktan korkan öğretmenler eğitim sürecini telefonla sınırlı tuttu. Bu nedenle öğretmenlere ihtiyaç duydukları dijital eğitim araçlarını sunan “öğretmen dijital eğitim uygulamaları kütüphanesi” oluşturulmalı. Güvenlik önemli diye düşünülebilir. Ancak internete adım atıldığı anda hiçbir şey gizli değildir. Öyleyse çocukların kazanmasını istediğimiz 21. Yüzyıl becerilerinden olan dijital okur yazarlık konusunda öğretmenlerde yeterlilik kazanmalı. Kaçış yok. Yenilenmeyen kişi yenilenmek zorunda kalacaktır. Dünya buraya gidiyor.

7. Çocukların ruh dünyası desteklenmeli

Salgının ilk görüldüğü ve dünyaya yayıldığı Çin’de bir öğretmenin okulların açılması konusunda şu sözleri dikkatimi çekti;  “(Çocuklar) Pandemi yüksekliğinde gerçekten endişe ve depresyonla mücadele ediyorlardı. Okula dönüş onlara sadece normalite ve rutin bir duygu kazandırmakla kalmadı, aynı zamanda birbirlerine duygusal olarak destek olacakları bir arkadaş ve öğretmenler sosyal ağıda sağladı.” 

Bu cümle özüne bakıldığında bizlere çok şey anlatıyor. Örneğin, çocuklarımız korku, kaygı ve evde uzun süre kalmış olmanın verdiği fiziksel ve ruhsal hareketsizlikle okula geri dönecekler. Telafi eğitimi dendiğinde aklımıza Matematik, Türkçe, Fen Bilgisi gibi akademik dersler geliyor. Bu gayette normal. Çünkü normalde bunlar aklımıza geliyordu zaten. Ancak şimdi bizi yeni normal bekliyor. Eğitimde dengeyi sağlamak çok önemli. Çocukların salgınla mücadele kurallarına uygun fiziksel aktiviteler yapması, ruhsal dünyalarını destekleyecek psikolojik danışmanlık hizmeti alabilmesi gelecek öğretim yılında çok önemli olacak.

8. Eğitim sarmal ise telafi sene içine yayılmamalı.

Eğitim sarmal bir yapıya sahiptir. Yani bir önceki bilgilerin edinilmesi gerekiyor ki sonrasında edinilecek bilgiler öğrenilebilsin. Bir duvar örmeye benzer. Alt bölümdeki tuğlaları döşemeden üst bölüme tuğla örmek çok kolay olmayacaktır.

9. Devamsızlık tehlikesi eğitimi bekliyor

Okulu bizden önce açan ülkelerin deneyimleri bizlere yaşayabileceğimiz durumları göstermesi açısından değerli. Yaptığım okumalarda şunu gördüm; Kanada, Almanya, Yeni Zelanda, İsrail ve Hollanda gibi ülkelerde ebeveynler çocuklarını okula göndermeyi tercih etmemektedir. Bu oranın bazı bölgelerde %50 seviyesine çıktığı görülmektedir. Buda uzaktan eğitim sonrası devamının önemli olduğunu gösteriyor. Ayrıca devamsız olan bu öğrencilerin izlenmesi, desteklenmesi, eğer sağlıklı ve güvenli bir ortam varsa ebeveynlerin buna inandırılıp hazır hale getirilmesi önemlidir. Yine bazı ülkelerde öğretmenlerde okula başlamanın verdiği stres ve korku ile okullara gelmekte. Buda onların çocuğa sağlayacağı katkıyı düşürmektedir. Çünkü kendisini tehlikede hisseden ve güvende görmeyen bir öğretmenin önceliği öğretmek değil kendini korumak olacaktır. Hemen kızmayın bu gayet normal çünkü bu biyolojinin kuralıdır. Öğretmenlerin bu konuda desteklenmesi konusu da önemli olarak gelecek yıl karşımıza çıkacak.

10. Hibrit eğitim öğretmen tükenmişliği artırabilir.

Hibrit eğitim uygulamasında karşılaşılacak en büyük problemlerden birisi yüz yüze eğitim yapılırken bir yandan da uzaktan eğitimi yapmakla mücadele edecek öğretmenlerdir. Çünkü yıllardır yüz yüze eğitim yapan öğretmen şimdi birde uzaktan eğitim sürecini yapmak zorunda kalacak. Buda öğretmenin iş yükünü artıracaktır. Hibrit eğitim modelinin iyi çalışması isteniyorsa öğretmenlerin iş yükünü tanıyan, kabul eden ve onu azaltmaya çalışan modellerin çok daha başarılı olması muhtemeldir. Bu konuda kurumlar öğretmenin diğer iş yüklerini azaltacak önlemler alabilmeli. Canlı derslerin birleştirilmesi, öğretmenin okul içi toplantı sayılarının azaltılması, ölçme değerlendirme sürecinin hızlı olacağı dijital önlemler alınması bunlardan bazıları olabilir.

11. Oyun alanları tasarımı yapılmalı.

Çocukların belkide en güzel özelliklerinden birisi dokunmayı, el ele tutuşmayı yani beraber zaman geçirmeyi sevmeleridir. Ama acı olan Covid-19 salgını da bunu seviyor. Buda büyük risk oluşturuyor. Bu kapsamda çocukların sosyalleşe bileceği ancak sosyal mesafe kurallarının da uygulanabileceği bir okul bahçesi veya okul için mekan düzenlemesi yapılmalıdır. Çünkü kuralları net olmayan yapılar karşısında sosyal mesafenin korunması çok mümkün olmayacaktır. Çocukların için sosyal mesafenin korunduğu oyunlar rehberi hazırlanabilir, okul bahçelerinde sosyal mesafeye uygun oyun alanları çizilebilir. Okulun içinde koridorlara şeritler çizilebilir. Tabi ki bu durum çocuklarda ki kaygıyı düzeyini de artıracaktır. Çünkü bıraktıkları okula değil çok farklı bir okula dönmüş olmanın şaşkınlığını yaşayacaklar. Bu konuda okulun rehberlik ve psikososyal çalışmalarının önemi ve yetkinliği önemli rol oynayacak.

Yazı çok uzun oldu. Aslında daha yazacak çok şey var. Ancak bitirmeyi de bilmek gerekiyor. 😊 Dünya olarak yaşanan bu süreçte belki de öğretmenlerin edindiği en büyük beceri yaratıcı olmak zorunda kalmaları oldu. Öğretmenler yüz yüze eğitim başladığında kullanabilecekleri birçok strateji öğrendiler. Bazı çocuklar ve sınıflar çok şanslı olacak. Çünkü öğretmenleri okul olmadığı günlerde zoom üzerinden çocuklarla bir araya gelebilecek, ödevlerini e-posta atacak ve e-posta olarak isteyebilecek.  (Uzaktan eğitimin yüz yüze eğitime entegre edilmesi konusunda da bir yazı yazacağım. Söz 😊) Bu sorun mu yoksa katkımı zaman gösterecek. Salgın sonrası evlerinde kalan çocuklar hayatı, dünyayı, eğitim amaçlarını yeniden sorgulama fırsatı buldular. Zihinsel olarak önemli değişimler yaşadıklarını düşünüyorum. Onların dünyasının nasıl değiştiğini 20 yıl sonra ve 45 yıl sonra yapılacak araştırmalarda görme imkânı bulacağız.

Bu arada fütüristlerin bizlere çizdiği tamamen alt üst olmuş bir eğitimin kısa vadede gerçekleşmeyeceğini düşünüyorum. Çünkü dünya tarihi bu değişimin öyle sanılan gibi hızlı olmadığını bizlere gösteriyor:

  • 1347-1351 yılları arasında Avrupa’da büyük yıkıma yol açan kara veba salgını dünya genelinde 75 ila 100 milyon insanın ölümüne neden oldu,
  • 1545-1548 yılları arasında Meksika’da ortaya çıkan “Kanamalı ateş” salgınında dünya genelinde tahminen 5 ile 15 milyon insanı öldü,
  • Tifüs epidemisi 1848 yılında 20 bin kişinin ölümüne neden oldu,
  • 1918-1920 yılları arasında H1N1 virüsünün ölümcül bir alt türü yol açtı. İspanyol Gribi, 18 ay içinde 50 ile 100 milyon arası insanın ölümüne sebep oldu,
  • Asya gribi, 1957- 1958 yıllarında 2 milyon, Rus gribi 1889-1890 arasında 1 milyon Hong Kong gribi 1968-1969 yılları arasında 1 milyon insanı öldürdü. Domuz gribi ise 2009 yılında 284 bin kişinin canına mal oldu. Bunlara savaşları ve başka hastalıkları da eklersek liste uzar gider.

Bir değişim olacak. Bu gerçek. Belki de değişmeyi sevmeyen için bu ufak değişimler çok büyük görünecek. Ama değişim zannettiğimizden daha küçük olacak. Örneğin, uzaktan eğitimin dünya eğitimindeki payı korona öncesi %5’se yeni süreçte %15’e çıkacaktır. %100 olacak gibi konuşanların kehanetinin gerçekleşmesi için birkaç on yıl daha beklememiz gerekecek. Korona sonrası için büyük bir değişim beklemeyin ama değişin. Çünkü değişim ağır ağır gelir ama mutlaka gelir. Siz hissetmeseniz bile.

Teşekkürler.

Ahmet YILDIZ

Sosyal Medyada Takip Edebilirsiniz:
– https://twitter.com/ayildizpdr

– https://www.instagram.com/ayildizpdr/
– https://www.facebook.com/ayildizpdr

Yazımızı beğendiyseniz yorum yazabilir ve aşağıda yer alan sosyal paylaşım ikonları ile paylaşarak daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayabilirsiniz.



Bir Cevap Yazın

Ahmet YILDIZ'ı Sosyal Medyada Takip Edebilirsiniz