Çocuklarımız Onu Tanımadan Bir “DEV” Geçti Bu Dünyadan

Denizlinin pek bilinmeyen bir ilçesi olan Çameli’nde takvimler 1933 yılını gösterdiğinde Hayri Dev dünyaya geldi. Yoksul bir dağ köyü olan buradan çıkacak başarı öyküsünün annesi bile o dönemde farkında değildi. Başarı kavramı o küçücük dağ köyü için ilçenin sınırları içerisinde çobanlık yapmak ile eş anlamlıydı. Bu nedenle küçük Hayri yürümeye başlar başlama ailesinin tek mal varlığı olan 3-5 keçinin dağlarda otlatılması ve güdülmesi işini yapıyordu. Yani o köydeki diğer erkekler gibi çobanlık yapmak için sanki gözlerini dünyaya açmıştı. Hayri Dev hiç okula gitmemişti ama okuma yazmayı bir arkadaşı sayesinde öğrenci. Hırslı ve öğrenmeye meraklı bir kişiliği vardı.

Hayri dev çobanlık yaptığı günlerde tek arkadaşı kendisinden yaşça çok da büyük olmayan ağabeylerinden öğrendiği şekilde cam düdüğü[1] yapıp çalmaktı. Küçük çocuklara sorulurdu ya büyüyünce ne olacaksın diye Hayriye o dönemde bu soru sorulsaydı emin olan düdük çalacağım derdi. Hayri devin düdük sevdası onun müziğe olan ilgisinin bir göstergesiydi. Bu nedende daha sonra saza ilgi duydu. Saz çalmayı dedesinden ve köyde saz eşiliğinde yapılan atışmalardan öğrendi. Daha sonra Çameli’nin dağlarında yankılanan kaval sesine, 3 telli saza gönül verdi. Üstelik bu üç telli saz sevgisi yüzünden çobanlık yaptığı keçileri kaçırıyor, kaybediyordu. Çobanlık yaparken bu müzik sevgisi yüzenden babasından çok dayak yemişti. Çünkü ona göre Hayri boş bir iş yapıyordu. Çünkü çalgıcılık karın doyurmuyordu. Çok aç kaldı ama ondan hiçbir zaman ayrılmadı. Yaş 18 olduğunda ise o artık sipsi adı verilen düdük ve 3 telli sazın[2] hem ustası hem aşığı oldu.

Köyün güzel kızı Birgül’e olan aşkı ise onun müzikte zirev yapmasına ve bsteler hazırlamsısna neden oldu. Dağlarda çobanlık yaparken geçtiği ormanların içinde aşkı birgülün olacağınıda düşünürek hem çalıyor hemde kendi bestesi olan türküleri söylüyordu. Artık hem çalıyor hemde türküler söylüdüyordu. Ama aşkı onun duygu dolu türkülerine karşın başkasıyla evlendi. Dah doğrusu evlendirildi. Çünkü o dönemde anne ve babaların dediği oluyordu evlilik kararlarında. Birgül’ün anne ve ebabasıda dağlarda düdük üfleyip, saz çalıp, türkiler söyleyen birisine kız vermek istemiyordu. Gençlik yıllarındaki duygusal bu darbe bile onu müzikten uzak tutamamıştı. Hatta bu duygular on müziğe ve duygularını müzikle anlatmaya yöneltti. O kaldığı yerden devam etmeyi seçmiş daha sonra mutlu bir evlilik yapmaıştır.

Hayri’nin saz çalıp türkü söylemesine o dönemde babasının hiçte hoşuna gitmiyordu. Babası dini bütün birisiydi ve onun saz çalıp türkü söylemesine pekde hoş bakmıyordu. Ama onu bu sevdasından vazgeçiremeyeceğini anlayınca onu dağlara hem çobanlık yapması hemde müzik adına ne yapmak istiyorsa yapması için dağlara gönderdi. O dağlar onun ilk müzik öğretmeni oldu. Çobanlık döneminde gençler birbiriyle aynalar[*] yoluyla iletişim kuruyor ve koca dağlarda ortak bir noktada buluşarak hem çalıyor hemde oynuyorlardı.

DAĞLARDAKİ MELODİLER FRANSA’DA ALKIŞLANIYOR

Hayri Devin hayatı 1992 yılını gösterdiğinde bu küçük dağ köyünden dünyaya açılmaya başlayacatı. Onun hayatın değiştiren olay onun haberi olmasada Fransada öğretmenlik yapan Fransız Jerome Cler’in İspanyada duyduğu bir bağlama meledinn kaynağını araştırmk için çıktığı yolda kendisini Çameli ve fethiyenin dağlarında bulmasıla olmuştur. Hayri devin ççaldıı üç telli sazın meledisi sanki Faransız Jerome Cleri Çameline çağırıyordu. Cleri hayri dev il eişte burada bu amaçla tanştı. Onla konuştur, yörel müziği öğrendi. Bu müzik kültürünü anlamaya çalıştı. Bu tanışma aslında iki başarı getirdi. Clerinin bu konuşmaları ve yöre hakkında topladığı bilgiler 350 sayfalık bir docentlik tezi oldu. Bu tez sayesine Cleri Sorbonne Ünversitesi Etimoloji bölümünde doçenlik ünvanın almıştır. Hayri Dev ise bu tanışma sayesinde müziğini Fransada tanıtma fırsatı yakalamıştır.

BELGESEL FİLM OLUYOR

Daha sonra ise Fransa’dan Celer’i ve yapımcı eşi Gulya Mirzoeva 15 kişilik bir ekip köye geldi. Hayri Devin hayatını bu ekip “Ormanlar Arkası” isimli bir belgesel filmde anlattı. Film Fransa’da büyük ilgi gördü. Fransız Cler Hayri devi ülkesine davet etti. Hayri dev çoban arkadaşlarıyla beraber Avrupa’nın yolunu tuttu. Fransa’nın masalsı şehri Pariste daha sonra Almanya, Hollanda ve Belçika’da konserler verdi. Ünü Avrupa’da hızla yayıldı. Hatta Fransa’da Türkiye’den daha fazla tanınmaktadır.

UNESCO YAŞAYAN İNSAN HAZİNESİ

Hayri Devin bu çalışmaları ve yerel müziğe olan aşkı ona dünyada sayılı kişide olan bir ödüle götürdü. UNESCO tarafından 2008 yılı yaşayan insan hazinesi olarak kabul edildi. Hayri Devin belki hiçbir zaman çok parası olmadı ama çok parası ola binlerce kişiden daha fazla dünya üstünde sesinin duyulacağı bir gerçektir.

Çam düdüğü ve üç telli ustası, çobanlık yaparken aynı zamanda köy düğünlerine çıkarken, Fransız bir araştırmacı tarafından 60 yaşında keşfedilen Hayri Dev; o tarihten beri defalarca yurt dışı konserleri vermiş ve araştırmalara konu olmuş, UNESCO tarafından “Yaşayan kültür mirası” ödülü almıştır.

Hayri Devin Çameli’nden dünyaya açılan başarısının büyüklüğünü gösteren kısa kısa bilgiler:

1. Denizli Belediyesi Konservatuvarında üniversite öğrencilerine saz çalmasını öğretiyor

2. Hakkında bir belgesel çekildi. Üstelik çekenler Fransızlardı.

3. Unesco tarafından yılın yaşayan insan hazinesi seçildi. Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi saraynda törenle tüm dünyaya tanıtıldı.

4. Fransa, Almanya, Hollanda ve Belçika yerel sanatını sergileyeceği konserler verdi.

[1] Çam Düdüğü hem yapılması hemde alınması çok zor olan bir nefesli sazdır. Türk ses sistemine uygundur Geleneksel bir türk çalgısıdır.

[2] Sadece Fethiye ve yöresinde çalılan bir sazdır. Çameli ve Gireniz yörelerinde bulunan ardış ağacından yapılır. Dünyada başka hiçbir yerde bu çalgı aleti yoktur. Bu sazı ham yapanların hemde çalanların sayısı çok azdır.

 

Ahmet Yıldız



Bir cevap yazın

%d blogcu bunu beğendi: